feryalim

3 yıl önce
anasayfa
twitter

May

MAY

        
May” şu andaki ya da gelecekteki olabilirliği ya da kibar bir şekilde izin istemeyi ifade etmek için kullanılır. İzin isteme konusunda can ‘ den daha resmidir. Dolayısıyla kurallı İngilizcede ve yazı dilinde izin “MAY” ile anlatılır. Might ile arasında anlam açısından çok fazla bir fark yoktur. Örneğin:

“It may rain tomorrow” cümlesi ile;

“It might rain tomorrow” cümlesi aynı anlama sahiptir.

Negative şekilleri “
may not” ve “might not
” şeklinde yapılır ve istenen izni reddetmek yani ‘ hayır ‘ anlamına gelir. May ve might, not ile birleşmezler, ayrı yazılırlar.

Bu modal’da dikkat edilmesi gereken hususlardan biri “
maybe” ile “may be
” nin karıştırılmamasıdır. Maybe (birleşik yazılan ) bir edattır ve “ belki ” anlamına gelir.

‘Maybe it will rain tomorrow’ cümlesinde olduğu gibi.

Fakat “may be” (ayrı yazılan) ise yardımcı fiil olan “may” ile esas fiil olan be ‘nin yanyana gelmesidir.

Olga may be ill” cümlesinde olduğu gibi.

Diğer bir husus ise, kibarca bir şey isterken özne ‘I ‘dır,
kesinlikle ‘you ‘olmaz. Örneğin:

CORRECT : May I please open the door ?

INCORRECT : May you please open the door ?

MAY” ile ilgili yukarıdaki açıklamalardan sonra şimdide aşağıda bu modal ile ilgili örnekleri görelim:

1- Permission (present or future) (İzin isteme):

- You may turn on the radio if you want to.

— İsterseniz radyoyu açabilirsiniz.

- May I sit next to you?

— Yanınıza oturabilir miyim?

2- Doubt and possibility (Şüphe ya da ihtimal):

- I may get a good mark in the English exam, but I am not sure.

— İngilizce sınavından iyi not alabilirim, fakat emin değilim.

- The road is wet. Our car may slip.

— Yol ıslak, arabamız kayabilir.

3- Purpose(Amaç):

- I buy a ticket for the theatre beforehand so that I may sit

near the stage.

— Sahneye yakın oturabileyim diye bileti önceden alırım.

4- Expresses past possibility and a little present possibility with

“may have + past participle” (Geçmişdeki ihtimal):

A-
You may have forgotten to lock the door

(=It is possible that you have forgotten to lock the door.)

— Kapıyı kilitlemeyi unutmuş olabilirsin.

B- Your father may have seen you smoking just now

(=It is possible that your father has seen you smoking

just now.)

—Az önce baban senin sigara içtiğini görmüş olabilir.

C-
They may have moved to another house YESTERDAY

(=It is possible that they moved to another house

yesterday.)

— Onlar dün başka bir eve taşınmış olabilirler.

D-
They may have bought a house last year.

— Geçen yıl bir ev satın almış olabilirler.

    Örneklerde görüldüğü gibi “may have + past participle” geçmişle ilgili bir olasılık belirtir. Bu tür anlatımlarda zaman zarfı kullanılabilir (B,C,D), ya da kullanılmayabilir (A). Present perfect tense’de kesinlikle kullanılmayan yesterday, last year, vb. gibi zaman zarfları bu anlatımlarda kullanılabilir.
 


MIGHT

Might” hakkında genel bilgi “May” bölümünde verilmişti. Bundan dolayı “might” ile ilgili örneklere bir göz atalım:

1- Permission referring to the past (as the past of MAY)

("May"in Past hali olarak geçmişte izin verme ya da isteme):

- Our teacher told us we
might go out when the bell rang.

— Öğretmenimiz zil çaldığında dışarı çıka
bileceğimizi söyledi.

2- Wishes referring to the past (Dilek bildirir):

- I hoped you
might pass your class.

— Sınıfını geçmeni
dilemiştim.

3- Doubt and weak possibility referring to the future

(Şüphe ya da zayıf ihtimal bildirir):

- You
might miss the train because you are a little late.

(There is more doubt.)

- Biraz geciktiğin için treni kaçıra
bilirsin.

- I
might come again.

— Yine gele
bilirim ( ama belki de gelmeyebilirim.)


4- Purpose (Amaç bildirir):

- He attended an English course in order that he
might learn English well.

— İngilizceyi iyice öğrene
bilmek için İngilizce kurslarına devam etti.

5- More polite request for permission (very formal and uncommon)

(Çok kibar istek belirtme ya da izin isteme ya da verme):

-
Might I read your newspaper?

- Gazetenizi okuya
bilir miyim?

6- Expresses doubtful or unfulfilled past with might have + past participle


(Şüpheli ya da geçmişte gerçekleşmemiş eylemler):

- He didn’t come to school yesterday. He
might have been ill.

(But I am not sure.)

— Dün okula gelmedi. Herhalde hastadır/hasta olmuş ola
bilir.

(Fakat emin değilim.)

- You
might have hurt him, but you didn’t.

— Onu incite
bilirdin/yaralayabilirdin.

- They
might have come by bus.

— Otobüsle gele
bilirlerdi.